Bugün

Bugün yaklaşık 3 yıldır yapmadığım birşey yaptım.

Sabah uyandığımda battaniyeme sarılmışım saçlarım gözlerime kadar gelmiş ve gözlerimi açmak çok zordu. Kahvaltı bittiğinde hala yağmur devam ediyordu. Klasik olarak kot pantolonu ve kapşonlu polarımı giydim. 3 gündür sigara içiyorum içimde bir sıkıntı var çünkü. Sigaramı da yanıma alıp metroya gittim. Beşevler istasyonunda indiğimde yerler çamur deryasını andırıyordu altı üstü 2 saat yağmur yağmıştı oysa.

MediaMarkt a gidip ödemem gereken faturayla alakalı işlemi yaptıktan sonra yolun karşısına geçtim. Beşevler’den Kent Meydanı’na kadar düşünerek yürüdüm. Sigara paketinde 14 sigara vardı. Yağmur Acemler’de dinmişti ben ise Kent e geldiğimde aradan 1 saat 10 dakika geçmişti. Acelem yok diye yavaş yürüdüm. 

Artık konuşmadığım ve muhabbeti kestiğim, 14 yıllık arkadaşımın dükkanının önünden geçtim. Umrumda olmayan bir konuydu çünkü sorun ondan kaynaklıydı. Bi sigara yaktım. Kent Meydanı’ndan Şehreküstü’ne doğru çıkarken farkettim paçalarım çamurlanmış. Islak mendil alıp onu silerken dinlendim. Süt mısır satan bir seyyar satıcıdan mısır alırken yanımda benimle bekleyip ‘abi bu kadar param var’ diyip 25 kuruş uzatan çocuğu gördüm. Yanında da arkadaşı vardı. Adam hayır dedi tabi. Elimdeki 1 Lirayı cebime koyup 5 lira çıkarttım. Çocuklara mısır ver hocam benden olsun dedim. Çocuklardan biri ‘Abi Allah razı olsun’ dediğinde güldü yüzüm bi bugün. Ya da başka olduysa ben hatırlamıyorum. Mısırı alıp Şehreküstü’ne geldiğimde saat 3:30 gibiydi. Yağmıyor ama kapalıydı hava. Evden çıkalı tam 2 saat olmuş diye düşünürken midemin bulandığını hissettim. Şehreküstü umumi çeşmesinde yüzümü yıkadım ama yetmedi. Zafer plazaya gittim zorlandım ama kusamadım. Sonra o yolu geri dönüp Zafer Plaza’nın ara sokağındaki Coffie de oturup çay içtim. Bizim efsane çetenin eski mekanı olur orası. İlk defa çay-sigara yaptım. O kadar da güzel bişey değilmiş bence.

Oradan ayrılıp yavaş yavaş YKM ve Kızılay’a ulaştım. Merdivenlerden tophaneye çıktım. Yavaş yavaş o yokuşu tırmandım. Şu yeni öğrendiğim değil de eskiden çok gidip geldiğim herkesin bilmediği bir yerdir. Maalesef duvarın üstü ıslak diye önce zar zor geri çıkıp cafe ye gittim bir karton alıp çamurlu yoldan geri indim. Kartonu ayarlayıp oturduğumda saat 16:06 ydı. 

Hafızam sağolsun o an hatırladım. En son Mayıs 2011 de geldim buraya. Neyse ki çalıların arasında ve yukarıdan görülmeyen bir yer diye kendi kendinize konuşsanız bile duyulmaz. Şarkı mırıldana mırıldana 2.5 saat oturdum.

Hadi telefonun yok anlarım da bari evden çıkarken iPod u al dimi ? Onu da almamışım salak gibi. Bi ara Sagopa Kajmer’in tüm şarkılarını ezbere mi biliyorum diye düşünmeye bile başladım.

Ahmet Kaya resitallerine dalmışım bi ara. Benden Selam Söyleyin, Kaçakçı Kurban, Uçun Kuşlar, Oy Benim Canım, Ağladıkça, Sagopa Kajmer den Ateşten Gömlek, Bir Çıkar Yolum Yok, Kötü İnsanları Tanıma Senesi, Galiba, Beyaban.. Yardırıyorum kendimce. Polarım sağolsun baya ıslandı saçlarım ise bir anime karakterinin saçları gibiydi yağmur ve nemden. Hatta Death Note daki Yagami Raito gibi hissettim bi an kendimi. 

Gece başımı yastığa koyduğumda kurduğum, ama uyuya kalıp yarım bıraktığım hayallerimi tamamladım 2.5 saatte. Merak etmeyin, hayallerimde hiçbir zaman klasik şeyler yer almadı bugün. Karnımın acıktığını hissedip artık eve döneyim diye kalktım yerimden. çalılardan iyice kapanmış Bursa manzarasına karşı bir sigara daha yaktım. Pakette 8 tane var hala. Cumhuriyet caddesine indim birşeyler yiyeyim diyorum, İskender mi yesem dedim. Bu sefer de nefret ettiğim insanlardan biri geldi aklıma. Tantuni mi yesem dedim, aklıma başka bir hatıra geldi. Ulan isteyerek severek bir yemek bile yiyemiyoruz diyip döner aldım. Saat 7 gibiydi eve gitmeye karar verdim. Evden Heykel’e yürümeyeli 3 sene olmuştu belki ama Heykel’den eve yürümeyeli tam 7 sene olmuş. Bugün kendi evime gideyim dedim ta Erikli’ye kadar yürüdüm. Yolda 2-3 yere uğradım. Cebimde 29 lira para vardı 20 liraya çikolata bisküvi cips kola türü şeyler aldım. 9 lirası sigaraya.

Eve geldiğimde saat 10 du. Ayaklarımın ağrısından mıdır karnım çok fena ağrıyor. Bir de internet bağlantım çok problemli. Ağrıdan duramıyorum. Sabahki his yani. Bu sefer kustum, uyuya kalmışım.. Az önce uyandım. Hattımı bulup evde kullanılmayan bir telefona taktım. 14 mesaj. Hepsi Vodafone dan 3 ü dayımdan. Her cuma mesaj atar da sağolsun. 

48 saat telefondan hattı çıkartmayayım dedim kendi kendime. Belki bu sefer biri arar da lazım olur diye. Zaten ses çıkmazsa hattı da kırarım diye düşünüyorum. O denli bir sıkıntı işte. Zaten 10 gün sonra da bilgisayarsız kalmayı planlıyorum iyice teknolojik zımbırtılardan kurtulurum. 

O değil de içimden bir ses artık Bursa’ya veda etcen diyor. 2 gün önce rüyamda gördüm Gemlik’e Hukuk okumaya gidip oradan yatay geçişle Ankara’ya gidiyordum. 1 hafta önce ise Kütahya’da hastanede masabaşı iş yapıyordum. Zaten 1 sene sonra da Allah nasip ederse hedefim Ankara’ya taşınmak iş gereği. Sıkıntı burdan mı geliyor onu da çözebilmiş değilim.

He söylemeyi unuttum. Bugün eve dönerken bir teyze gördüm. Elinde koca koca çuvalımsı şeyler. Yardım edeyim teyze diyip aldım biraz ıslak olsa da aldırış etmeden sırtımda taşıdım 200 metre kadar. Ben 21 yaşındayım birini taşıyamıyorum kadın 2 tanesini o yaşında taşımaya çalışıyor. Tam dediği yere gelip bıraktım ‘delikanlı Allah razı olsun şimdi yanımda yok ki benden bi çay içeceğin para vereyim’ dedi. Tabi güzel dille teveccüh ettim. Sonra da ‘O gözlerin hep gülsün çocuğum Allah bahtını açık etsin’ dedi. Gözlerime iltifat eden 4. kişi oldu. Diğer 2 si annem ve teyzemdi zaten. Ötekini boşverin. Kadın keyifsizim anladı herhalde yoksa Hızır olacak değil ya lan Samanyolu filmi mi bu diyip eve yürüdüm geldim.

Şuan saat 01:49 ama ben 15 dk dır yazıyorum bunu. Pakette 3 sigara var. Bugün hepsini bitiremedim ama böyle giderse ve bu sorunlar devam ederse 3-4 seneye akciğer kanseri olurum gibi geliyor.

Şu yazının okunmayacağını bile bile (aslında kimsenin okumaması daha iyi ne de olsa içimden gelenleri yazıp rahatlıyorum kimse okumasın işime gelir) merakla sonunu bekleyen ve ‘ulan bi bok yazmamış ki uyduruk bir gününü anlatmış’ diyen kişi olursa, son mısraya kadar gelmesi şerefine güzel bir şarkı armağan etmek istiyorum. An itibariyle Sıla’dan dinlediğim Boş Yere adlı şarkı sana gelsin güzel insan. Bu mesajımı aldıysan Prensesi kurtaran Mario dan daha büyük bir başarın var unutma.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s